Haki Karer direnişi bir kural haline getirdi

0
77

PKK, Kurdistan halkını çağa ulaştırmak için ilk köprü taşını koyduğunda, bu direniş adımlarına dayanmıştır. Köşe başlarına da PKK’nin doğuşunda sorumluluk almış bu direniş kahramanlarını koymuştur. Bundan başka bir kurtuluş yolunun olmadığını kabul etmek, sadece zorunluluk değil, ama aynı zamanda namuslu olmanın, kendi ulusal toplumsal ve insani yaşamına sahip çıkmanın da ölçütüdür. Umudun olmadığı yerde, yaşam umudunu yeniden yeşertmek için büyük direnişler yaratmak, kahramanlar çıkarmak kaçınılmazdır. Bugüne kadar yaratılan değerler göstermiştir ki, Kurdistan’da artık olumlu bir yaşamdan umut kesilmeyecektir. Umudun yaratıcıları, zaferin gerçekleşmesinin temelini atan PKK hareketinin öncüleri, şehitleridir. Bunların anıları, yeni bir ulusun ve toplumun yaratılması ve yaşaması anlamında ölümsüzdür.

HAKİ KARER EN ZOR DÖNEMİN DİRENİŞÇİ KİŞİLİĞİDİR

Kurdistan ulusal kurtuluş mücadelesi içinde birer dönüm noktaları olan ve ölümleriyle önemli sonuçlar yaratan şehit yoldaşlarımızdan bazılarının şehit düştükleri dönemi ve bu döneme damgasını vuran kişiliklerini tanımak, Kurdistan devriminin içine girdiği bu yeni dönemi ve bu dönemde ortaya çıkacak direnişleri ve kişilikleri daha derin olarak anlamaya temel teşkil edecektir. Kısa bir zaman içinde bu kadar büyük bir eser yaratan şehit yoldaşlarımızın dökülen kanları, yeni dönemdeki direnişlerin de kaynağıdır.

İlk devrim şehitlerimizden Haki Karer, daha çok mücadelenin ilk bilinç tohumlarının serpildiği en zor dönemin direnişçi kişiliğidir. Eylem ve örgütlülüğün geliştiği bir ortamda şehitlik mertebesine ulaşmak daha kolaydır, ama henüz bilince ilk düşünce serpildiğinde, kimsenin yanından geçmediği bir dava için ölmek, insan olmadaki ölçütün zirvesidir. Sömürgecilikten, sosyal-şovenizmden, reformist küçük-burjuva milliyetçiliği ve yerli gericilikten kaynaklanan her türlü olumsuzluğun kol gezdiği bir ülkede ve böyle bir dönemde şehit düşmesi, Onun gerek PKK’nin doğuşundaki ve gerekse ulusal direniş tarihindeki yerini çok büyük kılar. Onun anısına bağlılığın tarihsel bir anlamı vardır. Görülecektir ki, daha sonraki büyük gelişmelerin nedeni de bu anıya bağlı kalınarak, gereklerinin yapılmasıdır. Bu anlamda, o çokça sözü edilen “Yoldaş anısına sonuna kadar bağlı kalacağız” sloganı, en derin biçimiyle Haki yoldaşın anısına bağlılıkla gerçekleştirilmiştir.

PARTİLEŞME KARARI HAKİ YOLDAŞIN ANISINADIR

Partileşme kararı ve politik eyleme kalkış, Haki yoldaşın ve onun anısına bağlılığın sonucu olarak gerçekleştirilmiş, adeta direniş kurallaştırılmıştır. Direnmek, Kurdistan’da o zamana kadar pek az değer verilen bir yaşam biçimiydi. Eğer bu direnişin anlamına layık olmayan sınırlı bir sapma dahi olsaydı, en soysuz gelişmelerden birisi de PKK tarafından yaşanacaktı. Bunun engellenmesi için, tüm beyin ve yürek ayağa kalkmış ve gerekeni yapmıştır. Bu anlamda Haki yoldaş, Kurdistanlı olmadığı halde, kimsenin Kurdistan’a yanaşmaya dahi cesaret edemediği bir dönemde kan vermenin büyük örneğini sunarak, ardından Kurdistanlı birçok insana ülkeleri için ölmesini bilmenin zorunlu bir görev olduğunu dayatmıştır. Daha sonra ülkenin kurtuluşu için yaşamak ve gerektiğinde direnerek şehit olmak, büyük oranda bu adıma bağlı olmuştur. Eğer bu adım böyle atılmasaydı ve daha sonraki gelişmeler buna layık olarak gerçekleştirilmeseydi, şüphesiz, Kurdistan’da PKK’nin gelişmesinden bahsedilemeyecekti. Zaten, birçok küçük-burjuva reformistinin anlayamadığı da budur.

Haki Karer, PKK hareketinin bugüne ulaşan gelişiminde, aynı bağlılık ve kararlılığın yaşatılması ve bunların gereklerinin hayata geçirilmesi bir karakter haline gelmiştir. Mücadele her dönemde bu karakterin güçlü itişiyle ileri doğru atak yapmış ve toplumu saran her türlü gerici ve köhnemiş anlayış ve değerler bu temelde işlemez hale getirilmiştir. Haki Karer yoldaşın Kurdistan’ın bağımsızlığı için ileri atılarak ölümü göze alan proleter direnişçiliği, nasıl ki bağımsızlık düşüncesinin dalga dalga ülkeye yayılmasını sağlamış ve uğruna kan vermeyi kutsal bir görev olarak dayatmışsa, daha sonraki gelişmeler için de aynı şeyler geçerlidir.

HALİL ÇAVGUN YURTSEVERLİK BİLİNCİNİN HAMURU

Mücadelenin bir grup hareketi olmaktan çıkarak, yoksul köylülüğe götürüldüğü 1978 yıllarında Halil Çavgun’un yaşamını mücadeleye katık edişi, yurtsever köylülüğün bilinç hamuru olmuş, kendi kurtuluşları için nasıl severek ölümün üzerine yürüdüğünü gören yoksul köylü yığınları, kendi davalarına sahip çıkmayı ve uğruna savaşmayı bu temelde kavramışlardır. Ve biliniyor ki, düşman saldırılarının giderek attığı, feodal güçlerin ve ajan yapıların donatılarak köylülüğün ve mücadelenin üzerine saldırıldığı 1979 yılları, yaşanan böylesine saldırı ve provokasyon eylemlerine rağmen mücadelenin daha da boyutlandığı yıllar olmuştur. Elbette ki bu, Haki Karer’den başlayarak Halil, Salih ve Cumaları içine alan onlarca PKK kadrosunun gösterdikleri kararlı direniş ve düşman karşısında bozgunu tanımayan güçlü inançları ile mümkün olmuştur. Kitle desteğinin alabildiğine arttığı, adeta halk yığınlarının silahlanarak savaşa atıldığı, ama bunun karşısında tüm bu gelişmeyi kucaklayabilecek güçlü bir örgüt ağına kavuşulamadığı 1979’un o zor koşullarında, Salih’in, Cuma’nın en öne atılarak, hayatlarını feda ediş olaylarını kavramak, PKK’nin direnişçi ruhunu anlamak açısından zorunludur.

PARTİ TARİHİMİZ BİR ŞEHADET TARİHİDİR

Biz, parti tarihimiz boyunca şehitlerin anısına bağlılığı dile getiren özlü değerlendirmeler geliştirdik, ilk şehidimiz Haki Karer için yaptığımız bir değerlendirme, bizi şu sonuca götürüyordu: Böylesine bir şehidin anısına verilecek karşılık; bir parti programına ulaşma, ne kadar az donanımlı olunursa olunsun grup hareketimizi parti hareketine dönüştürme ve parti ilanına yönelik adımları hızlandırmaktır. 1978’de PKK’nin ilanına bu temelde gittiğimiz biliniyor. Bunun ne kadar anlamlı bir gelişme ve Kurdistan tarihinin en önemli çıkışı olduğunu göz önüne getirdiğimizde, bir şehidin anısına bağlılığın nasıl bir güce dönüştüğünü, nasıl tarihi bir rol oynadığını şimdi daha iyi görmekteyiz. Yine, temel şehitlerimizden olan ve şehitlerin anısına bağlılığın mücadelesini temsil eden bir Halil Çavgun için, Hilvan-Siverek Direnişi’nin geliştirilmesi kararına ulaştık. Mücadele tarihimizde en çok silahlı yöntemin konuşturulduğu ve çok önemli bir rol oynayan 1978-79 yıllarındaki gelişmeler, biraz da bu şehidimizin anısına bağlılığın ve kararlılığın bir sonucu olmuştur.

İlk zindan şehidimiz Mazlum Doğan yoldaşın şehadetine ilişkin yaptığımız değerlendirmede, O’nun için, “direnişe giden yolda bir köprü olmuştur, artık bu köprüden şehadete gitmek daha da kolaylaşmıştır” dedik. Nitekim bu şehadetin ardından zindan direnişçiliği ve ülkeye dönüş kararlılığı başlamıştır. Bunlar, bu şehidimizin anısına bağlılıkla yakından bağlantılıdır. Bu, büyük direniş hamlesine bir köprü teşkil etmiştir. Bu şehadette zindan direnişçiliğine, ülkeye daha yakın ve daha sıkı bir biçimde yönelme kararlılığı ve sonuçtan gizlidir. Hayriler, Kemaller, Ferhatlar büyük direnişe, bu anıya bağlılıkla yönelmişlerdir.

Mahsum Korkmaz yoldaşın şehadeti de bir dönüm noktasıdır. Bununla düşman, en zor bir dönemde 15 Ağustos Atılımı’nı, silahlı mücadeleyi bozguna uğratmanın ve ülkeye bir daha yönelinmemesinin hesabını yapmış, bunu amaçlamıştır. Gerçekten de 1985 kışı bitip de 1986’ya yönelirken komutasını kaybetmiş ve her an dağılmaya mahkûm birkaç düzinelik bir gerilla gücü vardı. Bu durumda silahlı mücadeleyi sürdürmek çok büyük çaba istiyordu. Bu şehadetin ardından ortaya çıkan gelişmeler, ciddi taktik saptırmalar ile parti kişiliğine, yaşamına ters ve partiye karşıt ögelerin hesaplarını geliştirmesinin de bu şehadetle yakından bağlantılı olduğunu açığa çıkardı. Bunu göz önüne getirdiğimizde anıya bağlılığın gereklerinin ne kadar zor olduğu çok iyi anlaşılır. Bu şehidimizin anısına yaptığımız değerlendirmede, “hedef, gerekirse 50 kişilik birlikler halinde Botan’da silahlı mücadeleyi tırmandırmaktır” dedik ve ardından şehadet yılında bu güce ulaşmayı mümkün kılan çabalara giriştik ve gerçekleştirdik. Bu anıya yerinde ve kararlı bağlılık olmasaydı, Botan’da mücadeleyi sürdürmek, giderek çok sayıda birliklerle yetkinleştirmek mümkün olmayacaktı. Anıya derin bağlılıkla büyük bir çalışma hamlesine yönelme, daha 1987’lerin başlarından itibaren mücadelenin Botan’da kesintisiz olarak, nicelik ve nitelikçe yetkinleşerek devam edeceğini göstermiştir.

ONLAR TÜM ŞEHİTLERİMİZİN KOMUTANIDIR

Bu şehitlerimiz, mücadele halkamızın kilometre taşları oluyor ve her halkayı diğer halkaya bağlayan temel halka rolünü oynuyorlar. Mücadelemizi kızıl bir şerit gibi etkiliyor, tüm şehitlerin komutanı oluyorlar.

Şüphesiz diğer birçok şehidimiz de var. Gerçekten hepsi, her birisinin anısına bir abide dikilmesini, bir roman yazılmasını mümkün kılacak zenginlikte şehitlerdir. Onların anısına, bütün yaşamlarını dile getiren bir şekilde, parti edebiyatını mutlaka geliştirerek karşılık vermek bizim için bir borçtur. Ama bizim için en büyük borç, onların temel amacı olan mücadeleyi kesintisiz bir biçimde sürdürmekti. Bunu sonuna kadar yaparak tam da anılarına verilmesi gereken karşılığı verdik.

Mehmet Karasungur yoldaşın şehadetini biz bir ulusal birlik gerekçesi yaptık ve bugün Kuzey ile Güney Kurdistan halkı arasındaki birlik çabalarında öncü bir rol oynuyoruz. Yine Hasan Bindal arkadaşımızın şahadeti ile, partiye dayatılan ve artık açıkça bir düşman dayatması konumuna yükselen kontra pratiğine karşı çok köklü yöneldik. Geçirdiğimiz bu son bir yıl içinde parti içini arındırmada tarihi bir aşama yaptık ve en az düşmanın dayattığı özel savaşa karşı girilen mücadele kadar amansız bir mücadeleyle ondan daha tehlikeli ve daha tahripkar olan ve iç yıkıcılığa, bozgunculuğa, halk ve parti düşmanlığına varan tutumları bir daha kolay kolay başını uzatamayacak bir duruma getirdik. Görülüyor ki, bu önemli şahadet halkaları, Partimiz için en büyük güç kaynağı oluyorlar. Anılarına bağlılık, partiye tarih içinde yol aldırmada temel kilometre taşları oluyor.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın değerlendirmelerinden derlenmiştir. 

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here