Sara ve Rûkence savaşmak

0
84

Kurdistan gibi bir ülkede on binlerce kahraman halkının onurlu davasında şehit olmuştur. Her fedainin devrimcinin yaşamı, bir roman olarak yazılmalı. Hiçbir tarihte, hiçbir orduda bu kadar muazzam bir direniş görülmemiş. Kurdistan’ın asi dağlarına baktığımız zaman yiğit kız ve erkek evlatları çağın tekniğine, kimyasala, taktik nükleere karşı direnmekte ve direnişiyle destan yazmakta.

Gerilla Nejwan, yurtsever bir ailede büyüyerek düşmanın Kürt halkı üzerinde olan baskılarını daha erken yaşta gördü ve buna şahitlik etti. Zaten Kurdistan’da çocuk olmak daha erken yaşlarda yapılan tüm saldırılara barbarlığa şahitlik etmektir. Gerilla Nejwan da TC’nin zulmünün yanı sıra DAİŞ’in barbarlığını yaşadı. Rojava Devrimi’ne katıldı, katliamlara karşı direnişte yer aldı. Göğsünden, karnından ve kolundan yaralandı. Kürt Halk Önderi’nin bir militanı olarak mücadele etmekten hiçbir zaman vazgeçmedi. Hep okudu, okudukça tüm yoldaşlarına PKK, savaş ve düşman gerçekliğini anlattı. Fedai duruşuyla hem savaştı hem de savaştırdı. Kurdistan’ın diğer kahramanları gibi fedai eylemiyle düşmanın beyninde patlayarak, adını Kurdistan tarihine nakşetti.

HEPİMİZDE İZ BIRAKTIN

Yoldaşları, yazdıkları bir notta gerilla Nejwan’ı şöyle anlatmıştı: “Değerli yoldaşım Nejwan seni ilk tanıdığım ve gördüğüm gün gözlerinde olan ışıltı ve umut her yere yansıyor ve karanlık geceleri aydınlatıyordu. Mücadelenin her alanında Amediyê direniş alanına kadar, duruşundan yaşam ve savaş tarzına, komutanlığına kadar hepimizde bir iz bıraktın. Gülüşünle, yaşama olan aşkınla ve fedai duruşunla hepimizin yüreğide izini bıraktın. Halkına olan aşkın gün geçtikçe büyüyor ve faşist TC devletine olan kin ve nefretin de çoğalıyor ve onlara karşı kin kusuyordun. Bugün on binler, yüz binler senin gibi binlerce şehidimizin ardılları. Verdiğimiz sözden vazgeçmeyeceğiz; senin ve diğer yoldaşlarımızın intikamını almadan nefes almak haram olsun bizlere. Yeminliyiz ki; Kurdistan’da sadece düşmanı kovmakla yetinmeyeceğiz, gölgesini bile bırakmayacağız.

KAHRAMANLIĞINLA ANLAMLI KILDIN

Eylemin büyüklüğü, güzelliği doğurmak değil midir? Özgürlük sancılarını sen çekmedin mi, bedenin kan ter içinde kalmadı mı, gözlerindeki ışıltıyla anlamlı bir yaşamı yeniden doğuran sen değil miydin? Peki, güzel yaşamak varken ölmek neden? Buna da cevap oluyorsun. Yokluk olmadan varlık olmazdı, çirkin olmazsa güzel, kötü olmazsa iyi, ölüm olmazsa yaşam olmazdı. Sen, yaşamı kahramanlığınla anlamlı kıldın. İnsan sevgiyi genelleştirebilmelidir. O zaman güzellikler, umutlar, yaratıcılık, bağlılık ve sadelik, inanç ve kararlılık, doğruluk ve dürüstlük özelliklerini ortaya çıkarabilir. Bunu da sevdiğinden dolayı yapar. Sever, çünkü toplumsallığın erdemliliğini ve yüceliğini biliyordur. Bunu ister ve istediği için de sever. Sevmeyi ya da sevilmeyi bireyle sınırlı tutmaz ve kalbini bir kişiye açmaktansa, milyonlara açmayı, onları sevmeyi, güzelleştirmeyi, yüceltmeyi ve kendisini onlarla bütünleştirmeyi tercih eder, çünkü en güzel duygular ve düşünceler o zaman açığa çıkar ve insan güzelleşir. İnsanın insan oluşu ortaya çıkar.

Can yoldaşım, bizler şu anda tarihi anlardan geçiyoruz. Dünyadaki tüm güçler bizi bitirmek için ellerinden ne geliyorsa Türk devleti öncülüğünde yapıyor; kimyasal kullanıyor, cenazelerimizle oynuyor, bizi insan bile saymıyor. İşte bizler bu güçlere karşı Öder Apo ve PKK öncülüğünde 44 yıldır savaşıyoruz. Onurumuzu kırmak, bizi yok etmek ve Kürtlük adına hiçbir şeyin kalmasını istemiyorlar, bizler de ya özgür bir yaşamda özgürce yaşayacağız ya da bu yaşamı hiç yaşamamış sayacağız, diyoruz.

On binlerce şehidimiz oldu. Şehitlerimizin vasiyeti; özgür Önder ile özgür ülkede yaşamaktı. Sen de Amediyê tepesinde Kurdistan işgalcilerine karşı kahramanca savaştın ve şehitler kervanına katıldın. Verdiğimiz bedeller hiçbir zaman unutulmayacak ve hedefinizi yerine getirene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Esmer yüzlü, güzel bakışlı yoldaşım, özgür yarınlar çok yakın. Dökmüş olduğunuz kan ve alın teriyle ülkemizin masum esmer yüzlü çocukları özgür yaşayacaklar.”

ÖZGÜRLÜĞÜN BEDELİ VAR

Gerillayı tanımak için dağların yoluna düştüğünüzde her gerillada bir şeyler tanırsınız. Bir şeylere tanıklık edersiniz. Gerillayla olan yolculukta neler öğrendiğimi soracak olursanız? Öncelikle insan olmanın güzelliğini öğrendim. İnsanlığın bu güne kadar neler kaybettiğini kazandıklarıma baktığımda fark ettim. Onurlu yaşamanın ne demek olduğunu öğrendim. Uçsuz bucaksız dağlarda özgürce yaşamanın ne olduğunu öğrendim. Binlerce kahramanla yürümenin, koşmanın, paylaşmanın, sohbetin zevkini yaşayarak öğrendim. Bunların hepsini gerilla ile tanıştığınızda anlarsınız. Hele ki böylesi savaş süreçlerinde gerillanın direnişini takip ediyorsanız daha çok öğrenirsiniz. Kendini insanlığa ve halkına adayanların yüzlerindeki mutlu tebessümün anlamını öğrendim. Düşman karşısında teslim olmayanların yüreklerindeki cesaretin ne anlama geldiğini öğrendim. Binlerce yiğit savaşçının yüreklerinin ne kadar büyük olduğunu öğrendim. Kadının özgürlük yolunda adım adım ilerlerken, savaşırken güzelleşmesinin sırlarıyla tanıştım. Özgürlüğümüz üzerindeki tehdit kalkmış değildir. Her zamankinden daha ince ve sinsi yöntemlerle bu tehdit devam etmektedir. Bunlar karşısında savaşçılardan beklenen beyin ve yürek gücünü açmak, tavizsiz bir özgürlük savaşçısı olmaktır. Özgürlük uğruna her şeyini adayanların, kazandığı, elde ettiği bir hazinedir. Yaşamda her şeyin bir bedeli vardır. Özgürlüğün de bir bedeli vardır. Bu bedeli göze alacak yürek, beyin ve duygu gücünü yakaladığımızda özgürlüğe bir adım daha yaklaşmış oluruz. Sıradanlık aşıldı mı duyguda yücelme, düşüncede büyüme, kişilikte ve arayışta yücelme peşi sıra gelecektir. Sıradan bir insana bile nasıl bir yaşam diye sorulduğunda, onurluca bir yaşam diyecektir. Onur da ancak özgürlükte olur. Zira özgürlüğünü yitirenin onurundan bahsetmek büyük bir yanlış olacaktır. Gerilla Nejwan da bu yüceliğe eren ve tanıdığımız gerillalardan biri oldu.

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here