KJK: Jin jiyan azadî ile kadın devrimine yürüyoruz

0
92

KJK, 8 Mart bildirisinde, “8 Mart 2023 Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle “Bi jin jiyan azadî re ber bi şoreşa jinê” (Jin jiyan azadî ile kadın devrimine yürüyoruz) kadın özgürlük hamlemizin ilanını yapıyoruz” dedi.

KJK, “Kürt kadın hareketi olarak yeni bir hamle ile özgürlük çalışmalarımıza hem yerel hem de evrensel düzeyde geliştirme hedefinde olduğumuzu ilan ediyoruz” diye ekledi.

KADIN DEVRİMLERİ BİR HAYAL DEĞİL

8 Mart bildirisi şöyle:

“8 Mart 2023 Dünya emekçi kadınlar gününe doğru giderken yükselen kadın özgürlük mücadelelerimizin artık bir güne değil her ana, her zamana ve mekâna yayılmış olduğunu görmekteyiz, yaşamaktayız. Kadınların özgürlük mücadelesi evrenselleşmiştir. Kadın devrimlerinin bir hayal değil başta Rojava olmak üzere Kurdistan, Ortadoğu ve dünyanın çeşitli yerlerinde değişik biçim ve tonlarda görülen kadın yaşamlarındaki özgürlükçü değişimlerden, somut olarak yürütülen mücadele sonuçlarından bunu anlamak mümkündür. Dolayısı ile 21. yüzyılın kadın devrimlerinin yaşanacağı bir yüz yıl olma ihtimali kuvvetlice gelişmektedir.

İnsanlık; egemen erkek sisteme karşı kadın özgürlük mücadelelerinin öncülüğünde gelişen ve büyüyen toplumsal ayaklanmalardan, muhalefetten umutludur. Özgürlük, demokrasi ve adalet isteyen geniş topluluklar giderek kadınlar etrafında, öncülüğünde bir araya gelmektedirler. Mevcut bu zalim egemen erkek aklın yarattığı verili yaşam biçimlerinin, adaletsizliklerin, ahlaksızlıkların, vicdansızlıkların, devlet aracının aşılıp yerine eşitliğin, özgürlüğün, farklılıkların bir arada hoşgörü ile yaşayabildiği, öz yönetimli ekolojik yaşamın yeniden yaratılması giderek tüm toplumun kuvvetli arzusu haline gelmektedir.

Bu bağlam da Jineoloji temelli kadın kurtuluş ideolojimiz, özgürlük paradigmamız, kadın direnişimiz, örgütlülüğümüz insanlığın güzele, eşitliğe, adalete, özgürlüğe doğru ivme göstermesinde ciddi bir öncülük rolünü üstlenmiş durumdadır. Kadın özgürlük mücadelemizin stratejik önemi insanlığın yaşamış olduğu kapsamlı, çetrefilli sorunlar göz önüne getirildiğinde her geçen gün daha fazla artmaktadır. İnsanlığın çok ciddi bir biçimde özgürleşmiş kadın aklına, eylemine, örgütlülüğüne ve yaşamı yeniden yaratmasına ihtiyacı olduğu açığa çıkmaktadır. Adeta ”insanlığın var oluşu kadın özgürlük mücadelelerinin gelişimine bağlıdır” demek abartılı olmayacaktır.

KADIN DEVRİMİNİ GERÇEKLEŞTİRME SÖZÜ

Kadın Özgürlük Şehitlerimizi minnetle anıyor, kadın devrimini gerçekleştirme sözümüzü yeniliyoruz.

Bu direniş günü vesilesi ile 8 Mart 1957 tarihinde ABD’nin New York eyaletinde tekstil fabrikasında grev yaparken yakılan 129 kadın işçiyi ve tarihte özgürlük mücadelesini büyük bir cesaret ve fedakarlıkla yürüten tüm dünya kadınlarını Clara Zetkinlerden, Rosa Luksmburglardan, Sara-Sakine Cansızlardan, Viyan Caf, Şirin Elemhuli, Şîlan Kobanê, Arîn Mîrkanlardan en son Rojhilat Kurdistan’ın da Jîna Emînîden devralınan kadın serhildanlarının direniş çizgisini dört parça Kurdistan’da,  Afganistan da, Ortadoğu’da ve dünyanın her yerinde direnişi ile özgürlüğü ilmek ilmek ören tüm mücadeleci kadınlara selam olsun diyoruz!

2022 yılında Zap ve Avaşînde giderek evrenselleşen radikal kadın çizgimizin en dorukta temsilini yapan Sara Tolhildan, Rûken Zelallerin, Mizgîn, Rojda, Avzem, Nalîn, Norşîn Efîn, Mizgîn Koçero, Melsa Muş, Esmer arkadaşlar şahsında tüm YJA STAR- HPG şehitlerini, mücadelemizin çeşitli alanlarında şehit düşen Bêrîvan Zîlan, Delal Nurhak, Jiyan Tolhildan, Peyman Bagok, Çiçek Harunî, Zeynep Saruhan Paris’te ve Süleymaniye de çok alçakça bir şekilde şehit edilen Evîn Guyi ve Zîlan Konya arkadaşlarımızı saygı ile anıyoruz.

Kadın özgürlük mücadelemiz geliştikçe başta Faşist TC. devleti olmak üzere egemen erkek sistemin saldırıları da kapsamlı hale gelmektedir.  Hareketimizin kadın öncüleri, kadroları hedef alınmakta ya katledilmekte ya zindanlara atılmaktadır. Diğer yandan Kürt genç kızları, kadınları en vahşi özel savaş yöntemleri ile fuhuşa, uyuşturucuya, ajanlığa bulaştırılmaktadır. Buna karşı kadınları bulundukları her mekânda büyük bir iddia, kararlılık ve tutku ile direnişi büyütmektedir.

Şehitlerimizin yanı sıra, Kürt analarımızın, şehit yakınlarımızın, genç kızlarımızın, kadınların tüm acılar ve zorlanmalara rağmen nasıl bir direniş içinde olduğunu da bilmekteyiz. Kadın özgürlük mücadelemiz mutlak kazanacak ve çirkin, ahlaksız, vicdansız egemen erkeklik kaybedecektir. Bu temel de bir kez daha 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesi ile tüm özgürlük şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyoruz. Kadın özgürlük mücadelesi veren tüm barış annelerimizin, zindandaki yoldaşlarımızın, dağdaki gerillalarımızın, gazi arkadaşlarımızın, halklarımızın, dostlarımızın, enternasyonal yoldaşlarımızın tüm kadınların 8 Mart’ını kutluyoruz.  Bu bağlamda şehitlerimiz, kadın direnişçileri, kadın emekleri karşısında kadın devrimini gerçekleştirme hedefimizi adım adım yaratma, geliştirme ve yayma sözümüzü yeniliyoruz

KADINLARIN TEMEL ÖZGÜRLEŞME GÖREVİ

Önderimiz Abdullah Öcalan’ın özgürlük düşünceleri dünyaya yayılmıştır. Bu düşüncelerin yayılması, pratikleştirilmesi ve önderliğimizin fiziki özgürlüğü için yürüttüğümüz mücadele kadınların temel özgürleşme görevidir

Önderliğimizin özgürlük paradigması ve felsefesi dünyada her geçen gün büyük bir hızla yayılmaktadır. Önderliğimiz 25 yıldır çok ağır bir tecrit, işkence ve izolasyon sistemi içinde olmasına rağmen daha güzel, doğru, insanca, dürüst yaşamak isteyen insanlar, muhalif güçler tarafından okunup, incelenmekte ve çeşitli biçimlerde düşünceleri pratikleştirilmektedir.

Kadın özgürlük mücadeleleri açısından önderliğimizin rolü ve misyonu çok tarihidir. Kürt kadınları şahsında yaşanan gelişme ve büyüme, örnek gösterilme durumu, Önderliğimizin eseridir. Kadınlar için geliştirdiği ideoloji, kadrolaşma ve pratikleşme düzeyi, önerileri ile yüzyıllara sığacak gelişmeleri yıllara sığdırmıştır. Kadınlara çağ atlatmıştır. Bu yönü ile de kadın özgürlük çizgimiz, ideoloji ve felsefemiz evrenseldir. Bu bağlamda Önderliğimiz en çok da kadınların önderidir.

Kadınlar, Önderliğimizin önerdiği özgürleşme yöntemlerini uygulayarak özgür kadın kimliği ile yaşamanın hazzını ve onurunu tatmıştır.

Önderliğimiz Abdullah Öcalan kadınların hakiki yoldaşı, dostu olduğunu bize pratikleri ile göstermiştir. Bu bağlamda 8 Mart 2023 Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesi ile Önderliğimizi büyük şükranlık duyguları, sevgi ve saygı ile selamlıyoruz. Önderliğimizin özgürlükçü duruşu ve İmralı direnişini kutluyoruz.  Esas savaş İmralı’da yürütülmektedir. Ve buna karşı Önderliğimizin kapsamlı direnişi söz konusudur. Önderliğimizin özgürlüğü kadınların özgürlüğüdür. Önderliğimizin fiziki özgürlüğüne kavuşması mücadelemiz stratejiktir. Bu bağlamda önümüzdeki süreçte önderliğimizin fiziki özgürlüğünün sağlanması ve düşünce, görüş ve yaşam tarzının yayılması kadın hareketi olarak bizim birinci görevimizdir.

FAŞİST İKTİDARI SONA ERDİRMEK İÇİN…

Kuzey Kurdistan’da yaşanan deprem felaketi ve sonrasında AKP-MHP faşist iktidarının bu felaketin sonuçlarını daha da ağırlaştıran politikaları herkesçe yaşandı ve görüldü. Bu yönüyle AKP-MHP faşist iktidarını sona erdirme çalışmalarımızı en acil ve etkili bir şekilde yürütmeliyiz.

Milyonlarca insanın etkilendiği, evsiz kaldığı, göç ettiği ve binlerce insanımızın can kaybının yaşandığı bir durum söz konusudur. İnsanları öldüren deprem değil AKP’nin insanlık dışı toplum politikalarıdır. Deprem bölgelerimizde halkımız büyük bir acı, gözyaşı ve zorlanma içindedir. Tüm insanlarımız, kadınlar depremzedeler için çalışmalı ve her türlü yardımı, desteği göstermelidir. Kadınlar deprem bölgeleri için seferber olmalıdır. Bu çok zor günlerde yine 8 Mart vesilesi ile kadınların, halklarımızın yanında olalım. Bu korkunç felaketten büyük kadın dayanışması, toplum dayanışması ile çıkalım. Faşist iktidarın yerle bir edilmesi, iktidardan düşürülmesi için kadınlar olarak daha özel planlamalarla çalışmalar yapmalıyız. Kadın özgürlük mücadelemizi hamlelerle büyütmeliyiz.

AKP-MHP faşist iktidarı, bu depremi kendi yaşadığı tıkanma ve krizleri örtbas etme aynı zamanda çeşitli ekonomik, siyasi çıkarlarını gözetme, seçimleri de erteleyerek kendi lehine bir fırsata dönüştürme yaklaşımı içindedir. Kadınlar, toplumsal özgürlük güçleri buna izin vermemelidir. Türkiye de kadın platformları tüm direnişlerin başını çekti. En zor anlarda kadınlar çıkış yaptı.

Ortadoğu’nun en kadın ve toplum düşmanı, halklar düşmanı iktidarını biz Ortadoğulu kadınlar, halklar, çeşitli inanç gurupları güçlerimizi birleştirerek yıkmalıyız. Unutmamalıyız ki Türkiye de zalim erkek aklının temsilcisi AKP-MHP iktidarını yenilgiye uğratırsak, Ortadoğu’da demokratik bir damar gelişecektir. Bu Ortadoğu ve dünya kadınlarına, halklarına da derin bir özgürlük nefesi, zaman ve mekanlarının yaratılmasını da beraberinde getirecektir.

JIN JIYAN AZADÎ

İran ve Rojhilat Kurdistan’ın da ”Jin Jiyan Azadî” sloganı temelinde kadın öncülüğünde başlayan ve tüm toplumu da içine alan ayaklanmalar, Ortadoğu ve dünya tarihi bakımından bir ilktir. İran devrimi demek, Ortadoğu devrimi demektir. İran kadınları ve halkları örgütlü güçlerini birleştirerek, birlikte mücadele ederek başarılı olabilirler.

Kürt kızı Jîna Emînî’nin 16 Eylül 2022 tarihinde İran ahlak polisleri tarafından katledilmesi, İran ve Doğu Kurdistan’da kadınlar öncülüğünde İran halkları erkek devlete karşı ”JIN JIYAN AZADΔ sloganı temelinde yeni bir özgürlük süreci başlatmışlardır.

Kurdistan, Ortadoğu ve insanlık tarihinde ilk kez halklar bir kadın sloganı etrafında hep birlikte devlet ve iktidar güçlerinin baskıcı ve zalim rejimine karşı ayaklanmaktalar.  ”JIN JIYAN AZADΔ ortak söylemi, günümüzde tarihi bir tespit olarak tüm dünyada evrensel bir slogana dönüşmüştür.’ ”JIN JIYAN AZADΔnin herkesin birleşik sloganı haline gelmesinin nedeni, toplumların kendi özgürlüklerini kadınların özgürlüğünde görmeleri nedeniyledir. Bu durum aynı zamanda Önderliğimizin paradigmasının, kadın özgürlük düşüncelerinin Ortadoğu’da ve dünyadaki yüksek kabulle yayılma ve etkileme düzeyini de göstermektedir

Bu 8 Mart vesilesi ile İranlı ve Doğu Kurdistanlı, Belucistan kadınlarının, halklarının İran devletine karşı gösterdikleri direniş tutumunu kutluyor ve selamlıyoruz.

İran’da Azeri, Fars, Acem, Kürt, Arap, Beluc, Ermeni halklarının birlikte mücadele edebilmeleri de çok önemli olmaktadır. İran’da ve Kurdistan’da kadınlar hem Kürt ulusal birliğinin hem de İran’daki halkların birliğini geliştirmede öncülük rolü oynamalıdırlar.

İran’daki ayaklanmalar çeşitli dalgalanmalar gösterse de artık sürekli gelişecektir. İran kadınları, halkları bilinçlidir. Köleliği asla kabul etmeyeceklerdir.

Yine Afganistan da Taliban hükumeti, Afgan kadınlarını çok büyük karanlıklar içinde tutmak istiyor. Kadın iradesinin, sözünün yaşamda özgür bir biçimde temsili ve ifadesine karşı büyük bir savaş vardır. Afgan kadınları çok cesaretli bir şekilde direnişlerini çeşitli biçimlerde sürdürmektedirler. Bu temelde Afgan kadınlarının direnişlerini selamlıyoruz.

GERİLLANIN DİRENİŞİ

YJA STAR gerillalarımız, Zap ve Avaşîn alanlarında T.C. devletine karşı yürütülen savaşta gerilla direnişini ve ülkemizin öz savunmasını geliştirmede olağanüstü bir performans göstermişlerdir. Kürt kadınları ilk kez çok yaygın bir şekilde savaşın komutasını, direnişin büyümesini her alanda çok güçlü etkin bir biçimde temsil etmişlerdir. Ve bu kadın direnişi Zap ve Avaşîn’de faşist Türk devletinin ilerlemesini ve başarı sağlamasını engellemiştir.

Bu bağlamda kadın ordulaşmasını ilan edişimizin 30. yılında YJA STAR güçleri Zap, Avaşîn savaşında direngen, başarılı, yaratıcı duruş ve katılımları ile kadın özgürlük mücadele tarihimizde yine savaş tarihimizde yeni bir sayfa açmışlardır. Dağdaki kadın gerilla komutan ve savaşçılığının ulaştığı düzey genel savaşı da idare edebilecek, sürükleyebilecek bir düzeydir. Kürt kadınları olarak yakalanan bu düzey insanlık ve kadınlar tarihinde bir ilki oluşturmaktadır.

2021 ve 2022 yıllarında YJA STAR gerillaları, savaşın komuta edilmesinde, organizasyonunda, tünellerdeki direnişlerde, eylemliliklerin geliştirilmesinde, özgün kadın eylemliliklerin gerçekleşmesinde, gerillanın eğitilmesinde, örgütlenmesinde muhteşem bir duruşun sahibi oldular. Demokratik modernite gerillasının yaratılmasına öncülük ettiler. İnsanlık tarihinde ilk kez kadınlar örgütlü bir şekilde nicel ve nitel olarak direkt bir biçimde halkın, ordunun savaşımında böylesine stratejik bir rol oynamışlardır. Bu bağlamda kadın gerilla örgütümüz YJA STAR; çağımızın modern gerillasını yaratmada stratejik bir rol ve misyon ile görevlerini yerine getirmeyi başarmıştır.

Rojava kadın devrimimiz, kadın özgürlük çizgisinde toplumu yeniden yaratmanın çalışmalarını adım adım geliştirmektedir. Kürt kadın hareketinin gelişim gösterdiği en temel alan, Rojava alanı olmaktadır. Rojava’da gerçekleşen devrimin garantisi kadın özgürlük çalışmalarıdır. Kadın demokratik konfederalizminin komün, meclis, akademi, kooperatifler aracılığı ile yaşamın sosyal, siyasal, ekonomi, diplomasi, sağlık, basın, kültür, öz savunma eğitim, jineoloji alanlarında yeniden inşası yine tüm çalışmalarda eşbaşkanlık ve eşit temsiliyet sisteminin geliştirilmesi son derece önemlidir. Alternatif bir yaşam sistemi geliştirme temelinde yeni bir yaşam kurmanın çalışmaları geliştirilmektedir.  Binlerce kadın Rojava Devriminde rol almış ve çalışmaktadır. Kürt kadınları kadar binlerce Arap, Ermeni, Süryani, Türkmen kadınlar da devrim içinde büyük bir inançla yer almaktadır. Arap kadınlarının gözle görülür hızlı bir gelişme ve katılma durumları söz konusudur. Ortadoğu halkları, kadınları arasında gelişen Kürt-Arap ittifakı demokratik ulus modelinin bu bölgede çok hızlı bir şekilde yayılmasını ve kabul edilmesini beraberinde getirmektedir. Kadınlar buna öncülük yapmaktadırlar.

Rojava kadın devrimimiz, bu biçimi ile her açıdan dünya kadınlarının değerlendireceği çok önemli sonuçlar çıkaracağı ve faydalanabileceği, ilham alabileceği bir devrim durumundadır.

DÜNYADAKİ KADIN ÖZGÜRLÜK MÜCADELELERİ

Kapitalizmin talan, sömürü, ekolojik yıkımı karşısında Önderliğimizin demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigması krizlerin çözüm kapısı olmaktadır. İkinci kadın devrimi de bu temelde yaşanan kirli savaşın getirdiği krizlere çözüm olmaktadır. Büyük bir çıkmaz yaşayan kapitalist modernite, krizden çıkmanın bir yöntemi olarak topluma ve doğaya karşı savaşı zirveye tırmandırmıştır. Aslında 2022 yılı 21. yüzyılın bir özeti niteliğinde gelişmelere sahne oldu denilebilir. Dünyanın hemen her tarafında kapitalist modernitenin kar hırsı doğada, toprakta, suda, ormanda, havada, her yerde, yaşayan her türlü canlıda, toplumda ve kadında büyük bir yıkıma neden olmaktadır. Savaşla, endüstriyalizmle, korkunç tüketim kültürüyle hızla yok oluşa götüren bir saldırı yaşanmaktadır. Bunun karşısında ise yaygın bir biçimde kendini, toplumunu, doğayı savunmak üzere kadın öncülüğünde gelişen demokratik mücadele yaşanmaktadır. Kapitalist modernite dünya ile demokratik modernite dünya yoğunlaşmış bir mücadele içindedir. Demokratik güçler açısından ortaya çıkan en temel sorun, var olan örgütlülük ve mücadele gücünü ortaklaşan ve süreklileşen bir güce kavuşturamamaktır. Bu açıdan kadın hareketimiz tarafından Dünya Demokratik Kadın Konfederalizmi alternatifini gündemleştirme dikkat çeken ve birleştiren bir etki gücü yaratmaktadır.

Genel anlamda Ortadoğu ve Kuzey Afrika hattına baktığımızda, kadına yönelik şiddette, cinsiyetçi saldırılarda önemli bir artışla birlikte önemli bir kadın uyanışı ve harekete geçmesi görülmektedir. Ortadoğu’nun bu çok derin yaşanan krizine henüz tam cevap verecek düzeyde olmasa bile 2022 yılında kadın hareketlerinin önemli bir ivme yakalamaya başladığını belirtmek gerekir. Burada özellikle dikkat edilmesi ve önemle ele alınması gereken husus, kadınlarda ortaya çıkan bu arayışın sistem içi sınırlara takılıp kalmaması, biçimsel eşitlik politikaları ile tüketilmemesidir. Çünkü bir yandan da görülmektedir ki Ortadoğulu kadınların mücadele enerjileri esaslı kadın özgürlük sorunlarını çözecek politikalardan, kadın devrimi perspektifinden ziyade erkek egemenlikli sistemin yasallığına hapseden, bazı biçimsel haklarla liberalleştiren ve kadınları oyalayan erkek devlet politikaları uygulanmaktadır. Örneğin Tunus’ta uzaya giden ilk kadın olma, Suudi Arabistan’da 12 yaşındaki bir kız çocuğuna dünyanın en genç yazarı ünvanını verme, araba kullanma özgürlüğü vb. gibi gündemler yaratıp bunları bir özgürlük gelişmesi gibi kabullendirme politikası vardır. Bu biçimiyle en ağır durumları yaşayan kadınlar küçük şeylerle kandırılmaya, oyalanmaya çalışılmaktadır. Kadın mücadelesinin radikalleşmesinin, özgürlük çizgisiyle buluşmasının önü alınmaya çalışılmaktadır. Her türlü haktan mahrum bırakılmış Ortadoğulu kadınların özgürlük mücadelesinde bu tehlikeye dikkat etmek, çözmek ve bunu aşan bir mücadele perspektifi ile hareket etmek çok büyük bir öneme sahiptir. Bu nedenle kadınların bu konularda çok dikkatli ve tedbirli olmaları gerekiyor.

Batı ülkelerinde ise birkaç yıldır dikkat çeken bir yaklaşım, devlet-hükümet yönetimlerinde daha fazla kadınlara yer verilmesidir. Bununla birlikte Almanya, İsveç, Kanada ve Norveç’te kadın olan dışişleri bakanları feminist dış politikayı gündemleştirmiş, NATO toplantısında birlikte fotoğraf çektirip “NATO biziz” demişlerdir. Birçok örnek verilebilecek bu konu kadın hareketleri, feminist hareketler açısından çok ciddi bir tuzak olarak ortaya çıkmaktadır. 21. yüzyılda gün geçtikçe uyanan ve güçlenen, daha ciddi örgütlenme biçimlerine yönelmek isteyen kadın hareketlerinin radikalizmini törpülemek, erkek devlet-sistem içine çekmek, kadınları oyalamak ve kandırmak için geliştirilmiş bir tuzaktır. Çünkü feminist dış politika ya da “NATO biziz” denilirken ya da devletin değişik kademelerinde kadın adıyla var olunurken, en fazla kadın katliamları gerçekleştirilmekte, halkları savaşla kırdırma, yoksulluk, tecavüz, fuhuş, uyuşturucu, ekolojik saldırılar bu devletler, örgütler yoluyla gerçekleştirilmektedir. Böyle bir feminizm ve feminist dış politika olamaz. Kadın adına halkların, kadınların katliamların altına imza atılamaz. Ancak en ağır çirkin politikaları yürütürken en ezilen ve dışlanan kadını da buna ortak etme, bir gelişim ölçüsü olarak ortaya konulmakta, korkunç düzeyde çarpık bir özgürlük-eşitlik algısı yaratılmaya çalışılmaktadır. Bu biçimiyle de kadın mücadelesi frenlenmek, kendi doğru yolundan saptırılmak, erkek devlet-sistem yoluna çekilmek istenmektedir.

Çarpık özgürlük-eşitlik algısı ile örtülmüş bir yalan dünyası, bunun üzerinden alabildiğine geliştirilmiş bir şiddet sarmalı söz konusudur. Burada da daha inceltilmiş ve politikleştirilmiş biçimde kadın enerjisi ve mücadelesi sistem içine çekilmeye çalışılmaktadır. Son yıllarda Batıda, Latin Amerika’da, dünyanın değişik yerlerinde kadınlar esas suçlunun devletler, erkek egemenliği sistemi olduğunu daha güçlü ve örgütlü bir sesle haykırmaya başlamışlar, eylemlerini, protestolarını bu hedefe karşı geliştirmişlerdir. Uyanan bu bilinci çarpıtmak, var olan örgütlü ve politik bilinci parçalamak ve özünden saptırmak için her türlü ruhsal, fiziki, ekonomik, siyasi, sosyal, sağlık, eğitim, aşk, aile olgu kadına karşı özel savaş olarak, kadın kırım politikaları olarak uygulanmaktadır. Bu doğrultuda bir yandan kadına karşı şiddet artarken, diğer yandan da kadın mücadeleleri daha da gelişmektedir. Önderliğimizin belirttiği gibi 21. yüzyıl, tam da bir kadın yüzyılına dönüşmektedir.

Karşımıza çıkan bu tablo kapitalist modernitenin yarattığı derin kaos ve krizi gözler önüne sermektedir. İşte böylesi derinden yaşatılan kaosun tek çaresi, Önderliğimizin demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigmasıdır. Kadın Kurtuluş İdeolojisi, örgütlenmesi, öz savunması ve Jineoloji bilimi, bu paradigma etrafında tüm kadınların, toplumsallığın sorunlarına çözüm olacak iddiadadır. Bu temelde gerçekleşen Rojava Kadın Devrimi buna en somut örnektir.

Bu temelde dünyada kadın isyanlarının niteliksel ve niceliksel olarak en dorukta ve yaygın yaşandığı bir dönem içindeyiz.  Bu kadın isyanları artık özgürleşmek isteyen toplum ve erkekleri de kapsamaktadır. Egemen erkek sistemini kabul etmeyen, buna tepki duyan hatırı sayılır derecede erkek gruplarının giderek geliştiğini görmekteyiz. 2023 ve gelecek yıllar iyi örgütlenebilirsek ve alternatif inşa çalışmalarını güçlü geliştirebilirsek, Kadın özgürlük mücadelemizin çok, yeni, farklı, devrimsel, niteliksel sıçramalar göstereceği, toplumsallaşacağı yıllar olacaktır.

Kürt kadınlar olarak bugün dört parça Kurdistan ve yurt dışında en örgütlü kadın gücüyüz. Örgütlenmelerimiz öz savunmadan kültüre, ekonomiden eğitime, politik alanın demokratik örgütlenmesi ve yönetilmesi, etik ve estetiğin gelişimine kadar yaşamın her alanında etkili bir rol oynamaktadır.  Bu anlamda “BI JIN JIYAN AZADÎ RE BER BI ŞOREŞA JINÊ!” (JIN JIYAN AZADΠİLE KADIN DEVRİMİNE YÜRÜYORUZ!) sloganı ile Kürt kadın hareketi olarak yeni bir hamle ile özgürlük çalışmalarımıza hem yerel hem de evrensel düzeyde geliştirme hedefinde olduğumuzu ilan ediyoruz.

Geliştirdiğimiz bu hamle ile içte örgütlenme seferberliği temelinde öz savunmadan, sağlığa, eğitimden ekonomiye, diplomasiden kültüre, çocuk eğitiminden sosyal alana kadar ciddi bir toplumsal hareketlilik hedeflenmektedir. Bugün başta Ortadoğu olmak üzere tüm dünya içinde artan cinsiyetçi politikalar ve saldırılara karşı her yerde ortaklaşmanın zeminini ve koşulları vardır. Bunun için hamlemiz aynı zamanda Kurdistan başta olmak üzere tüm dünyada demokratik kadın cephesini ören ve geliştiren bir anlayış ve yaklaşım içinde gelişecektir. Bekleyen, pasif kalan bir duruştan ziyade tüm çalışmalara katılımda hamleci, inisiyatifli, kadın yoldaşlık duygusunu derinden geliştiren, toplumu ve erkeği değiştirme ve dönüştürme amacı temelinde hamle geliştirilecektir.

Bir yandan önderliğimizin fiziki özgürlüğü için KCK ile birlikte geliştirdiğimiz ”Dem dema Azadiyê ye” hamlesine devam edeceğiz.  Aynı zamanda kadın sistemimizi inşa etme, kadın sorunlarını çözme temelinde kadın cephesinden geliştireceğimiz bu hamle ile çalışmalarımıza ivme kazandıracağız.

Hamlemizi; Evîn Goyî, Zîlan Konya, Bêrîvan Zîlan, Delal Nurhak, Peyman Bagok, Jiyan Tolhildan, Çiçek Harunî, Ekin Ankara, Delal Şoreş, Mizgîn Ronahî, Sara Tolhildan, Rûken Zelal arkadaşlara ve yine devlet şiddeti sonucu katledilen Şilêr Resulî ve Jîna Emînî şahsında kadın devriminin gerçekleşmesinde büyük emekler ve bedeller veren 2022 yılı şehitlerine adıyoruz.

Bunun için geçmiş yıllarda yürüttüğümüz hamleler gibi “BI JIN JIYAN AZADÎ RE BER BI ŞOREŞA JINÊ!” (JIN JIYAN AZADΠİLE KADIN DEVRİMİNE YÜRÜYORUZ!) hamlemiz de tarihin bu en önemli sürecinde önemli bir rol oynayacaktır. Unutmayalım ki hamlemiz aynı zamanda bir toplumsal inşa hamlesidir. Öz yeterlilik ve öz bilinç temelinde kadının örgütlü gücünün yaşamın her alanına nüfuz etmesidir. Kadın devriminin mayası olan “Xwebûn” olmaktır.

Bu temelde tüm dünyadaki demokrasi, özgürlük güçleri ile ortaklaşarak 21. yüzyılı, kadın özgürlüğü temelinde toplumsal özgürlüklerin gelişeceği bir yüzyıl haline getirelim. Kadınlar öncülüğünde toplumsal mücadeleyi geliştirip büyütelim.

Devletçi ve iktidarcı güçlere karşı demokratik kadın konfederalizmini geliştirerek birlikte mücadeleyi yükseltelim.  Demokratik kadın konfederalizminin sloganı olan özünde ”JIN JIYAN AZADΔ temelli özgür yaşam felsefemizi örgütlü bir yaşama dönüştürelim.

Kuzey Kurdistan’da gelişen deprem felaketi nedeniyle deprem bölgesindeki kadınların yanında olalım. Desteklerimizi gösterelim. Bütün 8 Mart eylem ve etkinlikleri AKP’nin teşhir edildiği platformlara dönüştürelim. Dünyada mücadele eden tüm kadınlarla, başta İran serhildanları olmak üzere  tümüne desteklerimizi gösterelim.

Kadın yoldaşlığı ve sevgisi özgürlük bilinci ile geliştiğinde dünyanın en yapıcı ve pozitif enerjisi ortaya çıkar. Kadın dayanışması ve kadın birliğini, yoldaşlığını sürekli geliştirelim. Bu temelde 8 Mart eylemliliklerine en güçlü, görkemli bir biçimde katılıp 21. yüzyılın giderek nasıl gelişeceğini pratiklerimizle gösterelim.

Bu temelde yeniden ”JIN JIYAN AZADΔ diyoruz.

 

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here