Newroz büyük uygulama ve direnme günümüzdür

0
486

Newroz bizim için sürekli “yeni gün”, “bahara açılan gün”, anlamına gelmiştir. Bugün, ulusal giysilerimizi giydiğimiz ve geleneklerimize uygun kutlamalarla karşılamak istediğimiz bir bayramdır. “Yeni gün” halk ruhumuzun buluştuğu, özgürlük ateşlerinin yükseldiği bir gün olarak değerlendirilir. Böyle bir gün münasebetiyle, biz de bir araya gelmenin, ateş yakmanın, “yeni güne” ulaşmanın gereklerini göstermeye çalışıyoruz. Büyük direniş şehidimiz Mazlum Doğan yoldaş, kendini 21 Mart direnişinin şehit bayraktarlığı haline getirmiştir. İnsanın geliştirmek isteyeceği en büyük direnişi, dönemine uygun olarak, inanılmaz koşullarda gerçekleştirmiştir. Dolayısıyla insan olarak kendine sahip çıkmak isteniyorsa, içinde bulunulan koşullar ve dönem söz konusudur. Burada hiç kimsenin nefes bile almadığı bir ortamda, ancak ve ancak tek bir yolla bir ulus adına, bir halk adına, tarihe önemli bir katkı sağlanabileceğini kestirdiği anda, yer ve zamanda şehit olmasını biliyor. Çağdaş Kawalık, çağdaş Newroz, ulusal kurtuluşçuluk böylesine büyük bir adımın sahibi olmuştur.

Partimizin geçen tüm yılları böyledir. Newroz bayramıyla bu Partinin temelini attık. Baharın doğaya getirdiği büyük renklilik, ışık, umut, sıcaklık ve canlılık ruhuna, PKK ruhuyla karşılık vermek istedik. O günden beri gittikçe açılıyor, canlanıyor ve güçleniyor. En büyük direnişleri bugünlerde daha da yenilmez, ele avuca sığmaz hale getiriyor.

Her yıl, gelecek yılın kurtuluş müjdecisi haline gelmiştir. PKK, bu yılları, Kürdistan’ın amansız koşullarından, büyük umudun ayağa kalktığı, coştuğu bir yıllar zinciri haline getirmiştir. Şehitlerimiz vardır. Her Mart ayının şehitleri vardır, her yeni 21 Mart’ı şehitler vererek kutluyoruz. Bütün bunlar direniş gerekçelerimizi yaratmak ve bunun gerçek hesap sorucusu olan halkımızın kararlılığına dönüştürmek içindir.

Düşman yeni özel savaş biçimleri geliştiriyor. Her türlü hilekarlığa başvuruyor, taviz veriyor. Üstelik bunu en sahtekarca tarzda yapıyor. İçine büyük bir korku düşmüştür. Çünkü bin yıllık suçlarının ve hesabının sorulacağı günün gelip çattığını görüyor. Korkusu bundandır, nasıl kurtulabileceğini düşünüyor. Bugün dünya bile onun üzerindeki hakimiyetinde çok iddialıdır. NATO da diyor ki; “Doğu’yu savunun, oradaki savunmada en ufacık bir eksiklik olmasın” diyor. Milyonluk bir ordusu var, ellerinde her şey var. Bizse bir avuç insanız. Ama iliklerine kadar korkuyorlar. Bütün dünya gericiliğine sığınıyor, dünyaya vermediği taviz yok. Bu korkusunun büyüklüğünü gösteriyor. Haklıdır, çünkü büyük suçludur.

Bugün biz insan olmamızın zorunlu bir gereği olarak ve halkımıza saygılı ve bağlı olmanın bir gereği olarak diyoruz ki; kavgamız her zamankinden daha büyük bir fedakârlık, cesaret ve güçle olacaktır.

Partimiz, her yüzyılı bir yıla sığdırarak ve böylece özgürlüğü kendi içinde yaratarak bu gelişmeyi sağladı. Bunu bugünü yakalamak için, halkımızı ayağa kaldırmak için yaptık. Halkımız biraz uyanmıştır. Kendi ulusal kimliğine yüreklice sahip çıkıyor. Baskı, açlık ve yoksulluk dinlemeden Partinin sesine kulak veriyor. Partinin doğru söylendiğinin farkındadır ve bu çok önemli bir gelişmedir. Fakat biz bunu yeterli göremeyiz.

Bugün halkımız daha çok kendi öz savaşımına girme aşamasındadır. Bütün bunlar halkın kendi savaşımını mümkün kılmak içindir. Halk bir güçtür, halk bir gerçektir, halk büyük bir yetenektir. Halk üretilen bütün sanatın ve siyasetin kaynağıdır. Ama örgütlenirse, cesaretle ayağa kalkarsa ve savaşırsa böyledir. Bizim çektiğimiz sıkıntılar, verdiğimiz uğraş, işkenceli yaşam savaşından daha mı kolaydır? Hiçbir yurtsever Kürdistanlı, yaşantısının savaş koşullarındaki yaşantıdan daha iyi olduğunu iddia edemez. Daha az acılıdır, daha fazla yaşanılır durumdadır diyemez. Böyle bir yaşamı haysiyetimize, onurumuza yakıştırmıyoruz. Tam tersine öfke duyuyor ve reddediyoruz.

Büyük devrim ustaları, “devrimler halkların bayramıdır” der. Bu bir gerçektir. Bütün bayramlar büyük savaşların kazanıldığı günlerin anısına ilan edilir. Biz sadece bir savaşın kazanıldığı günü bayram olarak ilan etmiyoruz. Newroz belki böyle bir gelenektir, fakat çok geride kalan bir gelenek. Oysa biz bu yıllarda ne yaptık? Doğaya karşı, zalime karşı hangi başarılar kazandık ki kendimize bayram yaptık? Bu bir anıdır, biz bir anıyla yetinemeyiz. Şu anda gerçek bir bayrama muhtacız.

En büyük bayramımız büyük savaşımızdır

Halkların büyük önderleri der ki; “halklar eşsiz yeteneklerini savaşlar içinde gösterirler”. Savaş yılları yaşamaya hakkı olanla olmayanın ayırt edildiği, yücelmesi gerekenle düşmesi gerekenin, emek ve toprağın gerçek sahipleriyle yabancının, sömürücünün ayrıştığı, bilincin karanlıkla hesaplaştığı ve hep haklı olanın kazandığı yıllardır. Bundan daha iyi bayram olur mu? Herhangi bir halktan daha fazla böyle bir bayrama muhtaç değil miyiz? Savaşa girilirse koruyacağımız, kaybedeceğimiz neyimiz var? Bazıları kaybedilecek çok şey var diyebilir. Hayır! Bir karış özgür toprağımız bile yok. Emek üzerinde sadece sömürü değil, emeğin üzerine en büyük haksızlık olan onu işletmeme, onu çalıştırmama var. Bu dünyada belki de görülmemiş en büyük haksızlıktır.

Çalışma özgürlüktür, çalışan emek ileri emektir. Sömürülse bile böyledir. Oysa bizde emek tutsaktır. Çalışmıyor, üretmiyor. Bu emeğin zindana konulmasıdır ve bizde de bu çok güçlüdür. Ailelerimiz perişandır, çocuklar eğitimsiz ve sağlıksızdır. Köylülük perişan, kentler yığınla işsizle doludur. Görülmemiş ihanetler, her düzeyde yaşam olarak kabul edilmektedir. Biz bunları kabul edilemez olarak görüyoruz ve savaşımız bunlara karşıdır. Bunlarla savaştığımızda kaybedeceğimiz neyimiz var? Biraz gerçekçi, biraz kendimize sadık olursak kaybedilecek hiçbir şeyimiz olmadığı gibi her şeyin kazanılacağı, bunun da savaşla mümkün olabileceği ortadadır. Savaş gerekçelerimiz kesin olduğu kadar, kararlılığımızın da bu kadar kesin olduğundan kuşkumuz yok. Biçimimiz nedir, nasıl savaşacağız? Bu halkımızın kendi öz savaşımıdır. Biz bu savaştan uzun süre uzaktık. Uzak durduğumuz için de bu duruma düştük.

Halkımız Partimizin zafere götürebilecek öncülüğü etrafında kenetlenmelidir

 Partimizin en büyük silahlarından birisi de; halk savaşımını, silahını, halkın nasıl savaşabileceğini cesaretle, fedakârlıkla ve kanıyla yazıp önüne koymasıdır. Bu en büyük bir kazanım ve iyi kullanıldığında zafere kesinlikle götürecek bir silahtır. Bugün bu silah var. Halk savaşımı, Partizan savaşımı ve gerilla savaşımı budur. Biz bu aracı çok denedik. Bugün bu araç zindanda, dağda taşta çalışıyor ve iş yapıyor. Bu da düşmanı korkutuyor. Karakolundan, karargahından ve garnizonundan kolay kolay çıkmayacak duruma getirmişiz. Bu silah çalışırsa düşmanı geriletecek ve halkı cesaretlendirecektir.

Bugün halkımız cesur ve artık düşmandan korkmuyor. Düşman da bunu bildiği için halka yaltaklanıyor. Bu büyük bir gelişmedir. Bu, şunu gösteriyor; halkımız biraz kendi öz savaşım aracına kavuştuğunda, kendi savaşımını biraz cesaretli bir biçimde karşıladığında kazanabilir. Bu da ispatlanmıştır. O halde halkımız bu silahlarla ayağa kalkacaktır. Zincirlerden, karanlıklardan, düşkünlüklerden başka kaybedeceğimiz bir şey yok. Fakat kazanacağımız her şey var, çok güzel bir vatanımız var.

Vatanımız her köşesine sevdalanacak kadar güzeldir. En güzel üretim, sosyal gelişme, canlı ulusal özellikler, insanlık tarihi kadar eski bir kültür coğrafyası, dağı, ovası, her türlü tarımsal ürünleri bitirecek toprağa, iklime ve suya sahiptir. Bu vatanda özgür bir halk kimliğiyle, pek de uzun olmayan sürelerle çalışırsak, zenginliğin gürül gürül akacağı bir vatandır. Bundan hiç kuşkumuz yok. Yeter ki vatan kazanılsın, sahip çıkılsın. Bu az bir kazanç değildir. Hepimiz kurtulmak, biraz ürün almak, ailemizi onurlu kılmak için yaşıyoruz. Bunun en yücesi, en gelişkini bu vatan üzerinde yaşanır. Bu büyük bir kazanımdır. Emeğimiz üzerinde uygulanan sömürüler ve onu tutsak etme ortadan kaldırıp, bunu vatan topraklarıyla birleştirdiğimizde görülmemiş zenginliklerin kaynağı olacaktır.

Emeğe sahip olmak, emeğin özgürleşmesi büyük bir kazanımdır. Onu kazanacağız ve bu ikisini kazandıktan sonra da gerisi kendiliğinden gelir. Bu kazanımlar sadece bizi insanlık ailesinin içine atmakla kalmayacak, onu saygıdeğer, onurlu, gelişkin ve zengin bir halk halinde getirecektir. Bunlar dünya halklarının bugün çok iyi yaşadığı ve bizim de yaşamaktan başka çaremizin olmadığı kavramlardır. Savaş bunun içindir. Bunun için bu kadar acıya, sıkıntıya, yokluğa ve yoksulluğa katlanıyoruz. Karşılığında bu kadar kazanımı olan bir savaşımı göze alacağız.

Bu savaşı gerekçeli bir istek olmaktan çıkarıp gerçekleştirmek istiyoruz. Bu yılda ve önümüzdeki yıllarda, bu savaşın güçlü gelişimini bizzat yaşayarak kendimizi katmak istiyoruz. Her şeyimiz halk savaşımınındır diyoruz. Partimiz tüm gücüyle buna önderlik edecek, gerilla önderlerimiz bu büyük savaşımın yeraltı üslerini hazırlayacaklardır. Gerekirse yıllarca, bu büyük yeraltı hareketini dağlarımızın fethedilemez doruklarında üs haline getireceğiz. Gerekirse yıllarca oradan savaşı yöneteceğiz, geliştireceğiz.

Bu temelde halkımızı Parti olarak hazırlıyoruz. Halkımız buna karşılık verecektir. Biz halkımıza bu karşılığı verebilirsiniz, Ulusal Kurtuluş Cephesinde örgütlenin diyoruz. Kendi birliğinizi kendi öz gücünüzü ve öz siyasi gücünüzü ortaya çıkarmak için bir araya gelin diyoruz. Aracınız budur. Bu büyük bir kuvvettir ve seve seve katılmak gerekir. Genç ihtiyar, kadın erkek, her sınıf ve tabaka biraz yurtsever olan, geçmiş günahlardan, kötülüklerden biraz kurtulmak isteyen her kesimin gelebileceği bir cephedir. Kendini yurtsever sanan kişi, grup da olsa, daha dün hasımlarımız da olsa, bize karşı her türlü sıfatları yakıştırsalar da, gelin diyoruz. Biraz yurtseverlik duyguları olanlar varsa, onlara da gelin diyoruz. Onlara da veremeyeceğimiz hiçbir şeyimiz yoktur. Yeter ki bağımsızlık ve özgürlük yolunda savaşılsın ve bunun kararlılığında olsunlar. Bundan bizi alıkoymak diye bir dertleri olmasın. Bilakis, bizi güçleri oranında katılacaklarına inandırsınlar, her şeyimizi verelim. Geçmişleri ne olursa olsun, hepsine bu Cepheye gelin diyoruz.

Bu Cephe gerçek savaş cephesidir. Halkımızın savaşı bu Cephe’nin silahıyla kazanılacaktır. Parti silahı öncünün silahıdır, halkı yönetir. Halkın öz silahı, siyasi silahı onun cephesidir. Mutlaka bu cephesi içinde doğru temelde, uygun biçimde örgütlenecektir. Sıradan bir yurtseverliği olandan tutalım en kararlı savaşçılığa kadar, bir duayla katılmaktan tutalım bütün ailesini, varını yoğunu, canını feda edecek olanlara kadar, hepsinin içinde yer alacağı bir savaştır. Bu savaş cephesidir. Buna çağırıyoruz.

Bu silahlar Parti Cephe Gerilla silahlarımızdır. Denilebilir ki tarihte muhtaç olup da bir türlü halkımızın öz çıkarları temelinde bulamadığımız, kullanamadığımız silahlardır. Bugün bu silahları iç içe ve iyi hazırlamış olarak kazanmış oluyoruz. Halkımızın en yiğit savaşmak isteyenleri gerillada birleşecektir. Partizan savaşımını, gerilla savaşımını geliştirecekler. Dağlarımız bunu için çok engin ve insanlarımız da çok iyi savaşçıdır. Bu savaşım aracımız gelişecektir.

Halkımız, geniş çalışanlarıyla büyük birlik ihtiyacını Ulusal Kurtuluş Cephesiyle giderecektir. Büyük birlikten uzaklaştırılmış bulunan, birbirlerine karşı kışkırtılmış ve daha da kışkırtılmak istenilen halkımız büyük birlik ruhunu, irade birliğini ve direnişçi kişiliğini bu amaç etrafında karşılayacaktır. Ulusal Kurtuluş Cephesi için her şeyini verecektir. Bunda yoğunlaşmak için ne evinden, ne malından, ne mülkünden, ne çalışmasından, ne de ailesinden vazgeçsin. Ama Cepheli olabileceğine de kendisini karar sahibi kılmalı ve girmelidir. Yine yurt dışında ve yurt içinde çalışacağız. Fakat bir cephe çalışanı olacağımızı da unutmayacağız.

Biz bu yılları tarihimizin hiçbir döneminde karşılaşmadığımız bir savaş yılı haline getirmek istiyoruz. Bunun için de bütün yeteneklerimizi ayaklandıracağız ve görülmemiş başarılara ulaşacağız. Bundan daha soylu, daha yüce, daha çekici bir çağrı ve gerçekleşmesi için harcadığımız çaba, emek kadar daha değerli bir emek olamaz. O halde karşılık son derece mükemmel, yerinde ve anlamlı verilmelidir. Halkımızı Partimizin bilenmiş, kanıtlanmış ve eğer iyi kullanılırsa zafere götürebilecek öncülüğü etrafında kenetlenmesi gerekmektedir. Büyük ihtiyaç duyduğu, kendi öz savaşım aracı olan, onun birlik ihtiyacını, irade keskinliğini ve uyum kabiliyetini gösteren, Ulusal Kurtuluş Cephesinde savaşı en üst düzeyde geliştirmek isteyen halkımızın, en yiğit ve fedakâr ögelerinin, sonuç alıcı tarzda kendi iradesini yerine getirmesi, birliğini kurması, pekiştirmesi ve koruması için vazgeçilmez silah olan gerilla savaşımına katılmaya, onu güçlendirmede üzerine düşeni yapmaya çağırıyoruz.

Bu konuda bütün Parti militanlarımızın, her zamankinden daha fazla gelişkin yeteneklerini bu dönemde görülmemiş biçimde olağanüstü ayaklandırması gerekmektedir. Sınır tanımayan bir direnişçiliği büyük bir siyasi ustalıkla birleştirmelerini ve her ne koşul altında ne olursa olsun vazgeçilmez olan önderlik görevlerini her sahada layıkıyla yerine getirmelerini istiyoruz. Halkımızın savaşımını bu tarihi dönemde başarıyla ilerletmeyi büyük bir görev aşkıyla, sorumlulukla ve başarıyla yerine getirmelerini diliyoruz.

Parti Önderliği

 Mart 1988

 

 

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here