Bêrîvan Serhad, halkının uyanışında önemli rol oynadı

0
111

Zinnet Karaaslan ya da Kürt Özgürlük Mücadelesi’ndeki adıyla Bêrîvan, 1962 yılında Gimgim’ın (Varto) Badan (Teknedüzü) köyünde dünyaya geldi. İlkokulu köyünde okuyan Bêrîvan, eğitimine devam etmek ister, fakat ailesinin okul için onu ilçe merkezine gönderme imkanı yoktur. Eğitim ihtiyacını kitap okuyarak gidermeye çalışan Bêrîvan, çevresinin de etkisiyle gençlik yıllarında devrimci düşüncelerle tanıştı.

Kurdistan İşçi Partisi’nin (PKK) 1970’lerin sonunda tarih sahnesiyle çıkmasıyla Bêrîvan’ın memleketi Gimgim ve çevresi de Özgürlük Hareketi üyesi kadroların uğrak mekanı oldu. 1977’den itibaren bu bölgede halkı örgütleme çalışmalarını yürüten isim ise, 25 Aralık 1980’de Kanîreş’in Liçik köyü kırsalında Türk askerleriyle girdiği çatışmada şehit düşen Hüseyin Durmuş’tur. Bêrîvan, daha sonra kaleme alacağı bir raporda PKK hareketiyle nasıl tanıştığını şu sözlerle anlatır:

“1977-78 yıllarında bölgemizde yürütülen faaliyetlerden ve bununla birlikte gelişen ulusal kurtuluş mü­cadelesinden etkilenerek partiye sempati duydum. O dönemde böl­gemize sorumlu olarak gelen Hü­seyin Durmuş yoldaşla tanış­tıktan sonra O’nun şahsında gör­düğüm partinin yüceliğine ulaşmak, parti militan kişiliğini kendi kişi­liğimde somutlaştırmak en büyük hedefim oldu. Bana insanca yaşa­manın ne demek olduğunu, O’nun düşüncesi ve yaşamı öğretti. Parti ideolojisini benim düzeyime göre anlatıyor ve ben de kavrıyordum. Kürt gerçeğini kaba da olsa kişi­liğimde yaşatmam ve aileden aldı­ğım düşmana karşı kin duygularım, beni bu düşüncelerle daha çabuk bütünleşmeye götürdü. Bu düşünce doğrultusunda bana düşen görev, kendimi geliştirmek, en samimi ve içten bir tarzda bağlı kalmak ve var olan gücümü seferber ederek o yü­celiğe ulaşmaktı.”

Bêrîvan, 1970’lerin sonundan itibaren genç bir kadın olarak elinden gelen imkanlarla Özgürlük Hareketi’nin çalışmalarında yer alır. Kimi zaman kuryelik yapan, kimi zaman bildiri dağıtan Bêrîvan, profesyonel bir devrimci olarak PKK saflarına katılmaya karar verir. Ancak 12 Eylül 1980 askeri cunta nedeniyle hareketle bağlantısı kopar. 15 Ağustos 1984’de başlatılan silahlı mücadele ve Kurdistan Özgürlük Gerilları’nın yeniden Çewlig-Gimgim-Muş hattına ulaşmasıyla Bêrîvan yeniden hareketle temas kurar.

İKİ AY YOĞUN İŞKENCELERDE ‘SER VERİR SIR VERMEZ’

Gerilla saflarına katılma hazırlığı yaptığı sırada gözaltına alınan Bêrîvan, iki ay boyunca Muş ve Elezîz’de Türk devletinin işkencehanelerinde ağır işkenceler görür. Fakat evlerinde Serxwebûn gazetesi ve bazı bildirilerin Türk polisinin eline geçmesine rağmen işkencecilere en küçük bir bilgiyi bile vermez. Türk devletinin ilk mahkemesinde serbest bırakılan Bêrîvan, bir süre Özgürlük Hareketi ile bağlantı kurmayı başaramaz. Bunun üzerine cezaevindeki tutsakları ziyaret etmeye başlayan Bêrîvan, 1988’in Mayıs ayında evlenme kararı alır ve ayın yılın Temmuz ayında hayat ve mücadele arkadaşıyla birlikte Özgürlük Hareketi saflarına katılır.

Profesyonel bir devrimci olarak Kürt halkının özgürlüğü için mücadele etme aşkını neredeyse 10 yıl sonra gerçekleştiren Zinnet Karaaslan (Çelik), 1989’un Şubat ayında Mahsum Korkmaz Akademisi’ne ulaştığı günlerde Binevş Agal (Bêrîvan), Cizîra Botan’da şehit düşmüştür ve bundan dolayı onun mücadele ismi Bêrîvan’ı tercih eder. Zinnet Karaaslan, Bêrîvan ismiyle Cizîra Botan’da yeni bir çığır açan Binevş Agal’ın sadece ismini almakla yetinmeyerek,onun da mirasını devir alır, o yıllara kadar halk örgütlenmesinin zayıf olduğu Serhad bölgesine doğru yol alır.

KAPISINI ÇALDIĞI HERKESİ ÖRGÜTLEDİ

Mahsum Korkmaz Akademisi’ndeki siyasi ve askeri eğitiminin ardından 1989 yılının yaz aylarında Kurdistan topraklarına ulaşan Bêrîvan, bir dönem kırsal alandaki gerilla mücadelesinin ardından Wan şehir merkezinde halkı örgütleme çalışmalarına koyulur. Kısa bir sürede Wan halkını, özellikle de kadınlarını Kürt Özgürlük Hareketi etrafında toplamayı başaran Bêrîvan, iki yol boyunca Serhad bölgesinde yarı kır-yarı şehir gerillası olarak 1990’ların başında tıpkı Cizîra Botan’daki Bêrîvan gibi mücadeleci ve örgütleyici kişiliğiyle bir dönemin kapısını aralar.

O dönem Wan’ında Bêrîvan’la tanışma fırsatı yakalayanlardan birisi de Kürt siyasetçi Lezgin Botan’dır. Lezgin Botan, Bêrîvan’la tanışmasını şöyle aktardı:

“1991’in sonbaharında Wan’da halamın evinde kalıyordum, lise son sınıftaydım ve üniversiteye hazırlanıyordum. Kuzenlerim ve ev halkı sürekli Bêrîvan’dan söz ediyordu, ben de açıkçası onunla tanışmayı çok istiyordum. ‘Merak etme, haftada bir muhakkak buraya gelir’ dediler. Zaten çok geçmeden de geldi, yanında Azad isimli bir başka arkadaş da vardı. Onunla tanışmak bizi çok heyecanlandırmıştı. Sabaha kadar sohbet ettik, tartıştık. Wan halkının örgütlenmesinden Kurdistan’daki genel gidişata kadar birçok konuyu konuştuk.

Tabii bizden bazı istekleri oldu, çalışmalara katılmamızı ve o dönem kampüsü şehir merkezinde olan Eğitim Fakültesi’nden bazı arkadaşlarla bağlantı kurmamızı istedi. Bu şekilde her hafta olmasa da iki haftada bir muhakkak halamın evine gelirdi. Evleri o dönem Wan Kalesi’nin yakınlarındaydı ve ağaçlık bir bölgeydi. Gece saatlerine kadar orada, ağaçlık alanda toplantılar yapardık. Gerçekten de büyük bir coşku sahibiydi. Wan’da o dönem onu tanımayan yurtsever yoktu. Halkı etrafında toplamayı ve muhakkak kapısını çaldığı evi örgütlemeyi başarırdı. Özellikle gençleri ve kadınları çok etkiliyordu, onlara büyük bir cesaret veriyordu. Sadece Wan merkezde değil Şax (Çatak) ve diğer ilçe ile köylerde de onun öncülüğünde güçlü bir halk örgütlemesi oluştu.”

İKİ YOLDAŞIYLA SON KURŞUNUNA KADAR SAVAŞTI

1992 yılına gelindiğinde,Lezgin Botan’ın sözünü ettiği gibi Wan merkezinde Bêrîvan ve diğer yoldaşları; Kurdistan’ın bir ucundan diğer ucuna yayılan serhildanların Serhad halkasını oluşturma çalışmaları içindedir. Hedefleri ise Wan’da 21 Mart günü tarihi bir Newroz serhildanına imza atmaktır. Bunun için hummalı bir çalışma başlatan PKK’nin şehir gerillalarının öncülüğünde mahalle mahalle komiteler kurulur.

Newroz hazırlığının sürdüğü o günlerde 2 Mart 1992’de Bêrîvan ve gerilla arkadaşları; Leyla Kuran (Zekiye) ve Fevzi ‘nin (Bawer) Alipaşa mahallesinde kaldıkları ev akşam saatlerinde Türk polisi tarafından kuşatılır. “Teslim olun” çağrılarına “Bijî Kurdistan” ve “Bijî PKK” sloganları eşliğinde direnişe geçen her üç Kurdistan Halk Kurtuluş Ordusu (ARGK) gerillası, yaklaşık 6 saat boyunca Türk devlet güçleriyle çatışır. En az 4 Türk polisinin öldürüldüğü çatışmada cephaneleri biten Bêrîvan ve iki yoldaşı, son el bombasını bedenlerinde patlatarak şehit düşer.

Bêrîvan ve iki yoldaşının şehadetiyle Wan, büyük bir öfke patlamasının eşiğine gelir. Wan, o gün kaynayan bir volkan gibidir. Köylerden ve ilçelerden binlerce kişi Wan’a akın ederken, Türk polisi çareyi cenazeleri kaçırmakta bulur. Ancak buna karşı devam eden halkın direnişi karşısında Türk devleti, her üç şehit gerillanın cenazesini geri verir. Bêrîvan memleketi Gimgim’de, Bawer Wan’da, Zekiye ise Sêrt’te toprağa verilirken, on binlerce kişinin katıldığı her üç gerillanın cenaze törenlerinde adeta Newroz serhildanı erkenden Serhad’ı sarmış olur.

Bêrîvan’ın Wan’da yarattığı o etkileri ve şehadetiyle tetiklediği 1992 serhildanını Lezgin Botan şu sözlerle anlattı: “Wan’ın yurtsever halkı Bêrîvan’ın şehadetini Newroz’u bir serhildana dönüştürmeye yönelik bir talimat ve bir görev olarak ele aldı. Türk devlet güçlerinin provokasyon ve saldırılarına rağmen on binler meydanlara aktı. O Newroz’da Wan halkı 13 şehit verdi, fakat Wan’da o günden itibaren Türk devlet sistemi tersyüz oldu. Örneğin, o tarihe kadar MHP gibi Türk faşist partiler bile iki milletvekili çıkarıyordu ve diğer sistem partileri de çok güçlüydü. Ancak o Newroz ile birlikte Wan, kimliğive yurtsever değerleriyle buluştu. 1992 yılından itibaren sistem partileri Wan’da eriyerek tabela partilerine dönüştü. Bu dönemin kapısını şüphesiz 1992 Newroz’u ve Bêrîvan’ın şehadeti araladı.”

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here