Tek kişi kalsak da direneceğiz!

0
279

MELTEM OKTAY

Hiç iltifat etmedi bana nasibin

Halbuki sevdalıydım ben ona:

Eğer olacaksa dünyada bir nasibim

Vatan olsun bana yeter Nusaybin…

Şair Ebu Nuvas, Harun Reşid tarafından sürgün edildiği Nisêbîn’de büyülendiği şehre bu şiiri yazmıştı. Herkesin çeşitli yerlerden gelip buluştuğu bu şehir 2015-2016’da bizleri de bu düzeyde etkilemişti. Burada buluşan insanlar, gencinden yaşlısına kadar birbirini yetenek ve kusurlarıyla başka hiçbir yerde tanımayacakları ölçüde tanımışlardı. Onlardan biri de Kawa Çekdar’dı. Henüz gencecik yaşında büyük sorumluluklar üstlenip, Nisêbîn özyönetim direnişini karşıtlarına bir sendroma dönüştüren Komutan Kawa Çekdar (Vakkas Tümen).

“Tek kişi de kalsak bu sokakları terk etmeyeceğiz, ölene kadar burada direneceğiz.” Bu sözler 2015-2016’da Nisêbîn özyönetim direnişine damgasını vuran ve efsaneleşen komutan Kawa Çekdar’a ait.

Riha’nın bir köyünden Almanya’ya oradan Medya Savunma Alanlarına, Medya Savunma alanlarından Botan’a ve Nisêbîn’e kadar uzanan kısa ama dopdolu bir yaşam hikayesi. Riha’nın Berecuk ilçesine bağlı Ayran köyünde 1991’de dünyaya geldi. Hayatın acımasızlığı ve eşitsizliği ile henüz daha bebek yaşlarında karşılaştı. Babası, Halası ve nenesi tarafından yurtsever özlerine bağlı biri olarak büyütüldü. Ailenin tek çocuğuydu. Küçücük yaşında ailenin devlet tarafından gördüğü baskılar nedeniyle babasıyla birlikte Avrupa’ya sürgün yoluna çıkmak zorunda kaldı. Almanya’nın Berlin kentine yerleşen baba oğul burada yurtseverlik özlerine tutunarak yaşadı. Bir de Ayran köyündeki gibi tutkuyla bağlı oldukları güvercinlere. Köylerinde çoğunlukla damlarda güvercin beslenirdi. Kawa ve babası da, bu geleneği Berlin’e kadar taşımış, balkonlarında güvercin beslemeyi sürdürmüşlerdi.

Gür sesi, kocaman gözleriyle kazındı

Daha 10-12 yaşlarındaydı ama çok zeki ve çalışkandı. Etrafında olan biteni de, ülkede yaşanan gerçekliğin de inanılmaz biçimde farkındaydı. Bir yandan okula gidiyor Almanca öğreniyordu, eğitimin de ilerliyordu bir yandan da rap müziğe merak salmıştı. Almanca rap dinliyor ve Almanca rap müzik yapıyordu. Esasında aklı da fikri de Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin haklı davasındaydı. Berlin’de sürekli gittiği Kürt Kültür Derneği’nde gençlik çalışmalarına katılmıştı. Herkesin aklına gür sesi, kocaman gözleri ve herkese gösterdiği saygıyla kazınmıştı. Bir dönem sonra Berlin’deki gençlik faaliyetlerinde çok aktif biçimde çalışma yürütmeye başlamıştı. Şehir şehir çalışma yürütüyor, faşistlerle olan kavgalarda da, eylemlerde de en önde yer alıyordu. Arkadaşları zor durumda olduğunda o ilk koşan o oluyordu. Onun için tereddüt etmek yoktu, direkt eyleme geçmek vardı.

2009 yılında yönünü ülkeye döndü

Partiye, Önderliğe ve şehitlere yürekten bağlıydı. Toplantıları o gencecik yaşında dikkatlice dinliyor ve her eğitimden sonra kendine mutlaka bir şeyler katarak yoluna devam ediyordu. Duruşu ve yaşanmışlıklarıyla etrafındakilerden daha olgundu. Asla kendisinden ve çizgisinden taviz vermiyordu. Berlin’in Kreuzberg semtinde faşist bir grupla karşılaştıklarında ve polisler eylemcilerin önünü kestiğinde, köprüye fırlayıp son ses ile Gerilla Marşı’nı açmıştı. Hafızalara da böyle kazınmıştı.

Onun cesareti ve bağlılığı anlatılıyor

Onun için ülkeye dönmek kaçınılmazdı. Ruhu ve yüreği oradaydı. Berlin’deki herkesin yüreğinde büyük izler bırakarak 2009 yılında Medya Savunma Alanları’na gitmişti. Onun iz bırakarak geçtiği Berlin’de her gençlik etkinliği Kawa’nın resimleriyle yapılıyordu. Yeni nesillere onun iradesinden, zekasından, cesaretinden ve partiye, şehitlere olan bağlılığından bahsediliyordu.

Nisêbîn’in mütevazi ve cesur komutanı

Kawa yıllarca hayalini kurduğu Medya Savunma Alanları’na geçmişti. Burada kısa sürede kendini geliştirip yetkinleştirdi. 2012 yılında ise Kuzey Sahası’nda Botan Eyaleti’ne geçti. Buradaki gerilla pratiğinin ardından Türk devletinin Nisêbîn’de halkın özyönetim direnişine saldırması sonrası 2015’de Nisêbîn’e geçti.  Bizler de onu Nisêbîn’de tanımıştık. Her yere iz bırakarak geldiği Nisêbîn’de daha ilk andan herkesin kalbini kazanan bir duruştu onunki. Duruşuyla, komutanlık özellikleriyle doğalında ön plana çıkan biriydi. Koskoca direnişin sorumluluğunu üstlenmişti. Yaşlı ile yaşlı, genç ile genç, çocuk ile çocuk olan yanıyla oldukça kapsayıcıydı. Nadir komutanlarda olan özellikleri taşıyordu belki de. Genç yaşına rağmen ciddi tecrübelere sahipti. Onu ilk gören herkes onun sorumluluk düzeyini, etkisini ve mütevaziliğini hemen fark ediyordu. 5 km öteden bakan biri onun bu halkın bir neferi olduğunu hemen anlıyordu.